Bir yaprak düşer yavaşça.
Bir el sarar başka bir eli.
Bir meltem üşütür teni.
Bir kadın gider.
Bir şair doğar.
Bir çocuk ölür.
31 Mart 2012 Cumartesi
Tanrı Öldü
Hayat ağladı doğarken
karanlıktı su
kırıldı ışığa aynada
bir an şair kendini gördü.
aslında aşka kördü
Tanrı öldü
gözünü açtığında...
karanlıktı su
kırıldı ışığa aynada
bir an şair kendini gördü.
aslında aşka kördü
Tanrı öldü
gözünü açtığında...
Adsız
Başta bir faşist.
Üniversitede bir grup it.
Dünya dönmeye devam ediyor.
Düştü davalar.
Milletimize hayırlı olsun.
Çok şükür kimsenin burnu bile kanamadı.
...küfrün dibi yok.
Üniversitede bir grup it.
Dünya dönmeye devam ediyor.
Düştü davalar.
Milletimize hayırlı olsun.
Çok şükür kimsenin burnu bile kanamadı.
...küfrün dibi yok.
İnsanlık
Ben özgürüm.
Hepiniz böyle bağırmalısınız.
'Ben doğduğum günden öleceğim güne ve varsa sonsuzluğa kadar özgürüm'.
Size öğretilen bu lanet olası düzene karşı çıkın.
Yaptığınız iş her neyse bırakın.
Para için köle olmaktan vazgeçin.
Tüm dünya size ait!
Bırakın, kanınızla ziyafet veren iki yüzlü insanlar kendi pisliklerinde boğulsun.
Kimsenin önünde eğilmeyin.
Bir bardak su için onlarca saat çalışmanızı öğütleyenlere 'ben insanım lanet olası' demelisiniz.
Artık sizi nasıl kullandıklarını anlamalısınız.
Siz işçiler, yüzyıllardır kanınızı emen burjuvaya ne zaman karşılık vereceksiniz?
Sendikalar kurup günde iki saat daha az çalışma hakkı kazanmayı hala zafer olarak mı görüyorsunuz?
Sırf paraları olduğu için tüm gün götleri üzerinde oturup, hayatları boyunca size emirler yağdıran insanlardan bıkmadınız mı?
Yoksa hala çalışarak zengin olabileceğinize mi inanıyorsunuz?
Yoksa hala bir adaletin olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Sadece bir an durup hayatı anlamaya çalışın.
İçinde bulunduğunuz acımasızlığı farketmeniz uzun sürmeyecektir.
Ama bunu sizler yarattınız.
Önünüze getirilen herşeyi kabul ettiniz.
Takım elbiseler içerisinde gururla konuşan politikacıları alkışladınız elleriniz kızarıncaya dek.
Herşeyinizi kendi ellerinizle sattınız.
Hayatlarınızı, beş gram beyni olmayan politikacılara emanet ettiniz.
Peki ne için?
Doğduğunuz günden beri hakkınız olanları, eşek gibi çalışıp kazandığınız kağıt parçalarıyla alabilmek için.
Her gün çalışıp sistemi ve onu yönetenleri zengin ederken daha çok fakirleştiniz.
Ah insanoğlu, sen nasıl da aptal olabiliyorsun.
Başlarınızı eğdiğiniz yerden kaldırın artık.
Yukarıya bakın.
Artık köle olmak zorunda olmadığınız haykırın.
Size dayattıkları tüm o yalanları, yıkımı ve acıyı ezip geçin.
Televizyonları kapatın, gazeteleri yakın.
Sadece siz ve sizin gibi olanlarla birleşin.
Tek bir meydanda yürümeyin.
Dünyanın dört bir yanında karşı gelin sisteme.
Kim sizi durdurabilir?
Düşünün kim size engel olabilir?
Askerler mi?
Polisler mi?
Onlar da sizin gibi değiller mi?
Onlar da sizin gibi sistemin kölesi değiller mi?
Sizin çocuklarınız, eşiniz, kardeşiniz değiller mi?
Kim özgürlüğünü isteyen insanların karşısında durabilir?
Yıkın artık bu kokuşmuş kapitalizmi.
Korkmayın hiçbir güçten.
Ölümden korkmayın.
Eğer ölecekseniz insanlığınız için ölün.
Hepiniz böyle bağırmalısınız.
'Ben doğduğum günden öleceğim güne ve varsa sonsuzluğa kadar özgürüm'.
Size öğretilen bu lanet olası düzene karşı çıkın.
Yaptığınız iş her neyse bırakın.
Para için köle olmaktan vazgeçin.
Tüm dünya size ait!
Bırakın, kanınızla ziyafet veren iki yüzlü insanlar kendi pisliklerinde boğulsun.
Kimsenin önünde eğilmeyin.
Bir bardak su için onlarca saat çalışmanızı öğütleyenlere 'ben insanım lanet olası' demelisiniz.
Artık sizi nasıl kullandıklarını anlamalısınız.
Siz işçiler, yüzyıllardır kanınızı emen burjuvaya ne zaman karşılık vereceksiniz?
Sendikalar kurup günde iki saat daha az çalışma hakkı kazanmayı hala zafer olarak mı görüyorsunuz?
Sırf paraları olduğu için tüm gün götleri üzerinde oturup, hayatları boyunca size emirler yağdıran insanlardan bıkmadınız mı?
Yoksa hala çalışarak zengin olabileceğinize mi inanıyorsunuz?
Yoksa hala bir adaletin olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Sadece bir an durup hayatı anlamaya çalışın.
İçinde bulunduğunuz acımasızlığı farketmeniz uzun sürmeyecektir.
Ama bunu sizler yarattınız.
Önünüze getirilen herşeyi kabul ettiniz.
Takım elbiseler içerisinde gururla konuşan politikacıları alkışladınız elleriniz kızarıncaya dek.
Herşeyinizi kendi ellerinizle sattınız.
Hayatlarınızı, beş gram beyni olmayan politikacılara emanet ettiniz.
Peki ne için?
Doğduğunuz günden beri hakkınız olanları, eşek gibi çalışıp kazandığınız kağıt parçalarıyla alabilmek için.
Her gün çalışıp sistemi ve onu yönetenleri zengin ederken daha çok fakirleştiniz.
Ah insanoğlu, sen nasıl da aptal olabiliyorsun.
Başlarınızı eğdiğiniz yerden kaldırın artık.
Yukarıya bakın.
Artık köle olmak zorunda olmadığınız haykırın.
Size dayattıkları tüm o yalanları, yıkımı ve acıyı ezip geçin.
Televizyonları kapatın, gazeteleri yakın.
Sadece siz ve sizin gibi olanlarla birleşin.
Tek bir meydanda yürümeyin.
Dünyanın dört bir yanında karşı gelin sisteme.
Kim sizi durdurabilir?
Düşünün kim size engel olabilir?
Askerler mi?
Polisler mi?
Onlar da sizin gibi değiller mi?
Onlar da sizin gibi sistemin kölesi değiller mi?
Sizin çocuklarınız, eşiniz, kardeşiniz değiller mi?
Kim özgürlüğünü isteyen insanların karşısında durabilir?
Yıkın artık bu kokuşmuş kapitalizmi.
Korkmayın hiçbir güçten.
Ölümden korkmayın.
Eğer ölecekseniz insanlığınız için ölün.
Tıp-Tap-Uyan
güneş tap
kalk eğil uzan kıl
oku et dua yakar
kızarsa kızdırma
bak yukarı bok var orada
umursa-ma sıkıysa
boşver al ver al ver...
nefes biraz daha kafes
enfes enfes.
kırıl parçala-ma
üşü giyin yaşa çok yaşa,
nefes al yapa-bilir
iz-sin-im mi?
yoksa yok muydu?
var mıydı ki hiçbiri!
al para para para
parala olmazsa
olur elbette bir gün
unutma ama
yaşa nefessiz yaşa
o anda yaşa
çıkma kal orada
sok kafanı içeri okyanusa daha çok var
varmadık daha dayan biraz daha
uyan lütfen biraz daha uyan
hadi yalvarırım uyan...
kalk eğil uzan kıl
oku et dua yakar
kızarsa kızdırma
bak yukarı bok var orada
umursa-ma sıkıysa
boşver al ver al ver...
nefes biraz daha kafes
enfes enfes.
kırıl parçala-ma
üşü giyin yaşa çok yaşa,
nefes al yapa-bilir
iz-sin-im mi?
yoksa yok muydu?
var mıydı ki hiçbiri!
al para para para
parala olmazsa
olur elbette bir gün
unutma ama
yaşa nefessiz yaşa
o anda yaşa
çıkma kal orada
sok kafanı içeri okyanusa daha çok var
varmadık daha dayan biraz daha
uyan lütfen biraz daha uyan
hadi yalvarırım uyan...
Sen
Yankısı dururdu aşkının başucumda.
Her gece onu dinler sonra uyanırdım.
Gece lambası küfrederdi.
Bir başka olurdu sabaha uyumak seninle.
Saçının kokladığı her nokta bir diğerine özenirdi.
Her duvar adını sayıklardı.
Tüm kokular sen olurdu.
Sanki tek bir an vardı yaşanması gereken.
Tek bir kadın.
Tek bir hayat.
Bir tek söz.
Bir tek aşk...
Her gece onu dinler sonra uyanırdım.
Gece lambası küfrederdi.
Bir başka olurdu sabaha uyumak seninle.
Saçının kokladığı her nokta bir diğerine özenirdi.
Her duvar adını sayıklardı.
Tüm kokular sen olurdu.
Sanki tek bir an vardı yaşanması gereken.
Tek bir kadın.
Tek bir hayat.
Bir tek söz.
Bir tek aşk...
Gitmek
Her insan gitmek ister,
Kimi bir cadde öteye, kimi bir şehir, kimi bir hayat...
Hepsi gitmek ister!
Komik olan şu ki; gittiği her yerde aynı şeyleri bulur.
Sonra yine gitmek ister.
Bu yüzden yol sonsuzluktur.
Aynı zamanda sondur.
Yol bir hikayedir.
Binlerce aynı kavşaktan, ışıktan, karanlıktan oluşan
Farklı insanların anlattıkları aynı hikayedir yol.
Ve nihayet zaman.
Zaman yolun gölgesidir.
Belli belirsiz izlerdir zaman.
Yüzdeki ince kırışıklıklardır.
Her insan giderek başlar hayatına.
Ve giderek biter hayatı.
Kimi bir cadde öteye, kimi bir şehir, kimi bir hayat...
Hepsi gitmek ister!
Komik olan şu ki; gittiği her yerde aynı şeyleri bulur.
Sonra yine gitmek ister.
Bu yüzden yol sonsuzluktur.
Aynı zamanda sondur.
Yol bir hikayedir.
Binlerce aynı kavşaktan, ışıktan, karanlıktan oluşan
Farklı insanların anlattıkları aynı hikayedir yol.
Ve nihayet zaman.
Zaman yolun gölgesidir.
Belli belirsiz izlerdir zaman.
Yüzdeki ince kırışıklıklardır.
Her insan giderek başlar hayatına.
Ve giderek biter hayatı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)